Skip to main content

Yapay Zekanın Babası | Alan Turing | Hayatı

Alan Mathisson Turing, 23 Haziran 1912 tarihinde İngiltere’nin Londra kentinde dünyaya geldi. Hint asıllı bir ailenin erkek çocuğuydu. Turing henüz 6 yaşındayken ailesi onu gündüz eğitim veren St. Michaels ilkokuluna kaydettirdi. Zekâsı daha ufak yaşlardayken fark edilmişti. Turing toplumun genel kanısının zor olarak tabir ettiği bir lise hayatı yaşadı. İnsanlarla etkileşime girmesi çok zordu. Arkadaşları onu ya kıskanıyor ya da sevmiyorlardı. Turing’in hayatından önemli kesitlere yer verilen “Enigma” adlı filmde de vurgulandığı gibi diğer çocukların alayına ve hatta taciz denebilecek seviyede psikolojik istismarına maruz kalıyordu. Turing’i çok az insan anlıyordu. Turing “Enigma” filminde yine geçen hayatından alınmış bir kesitte Marcom ile sohbet ederken insanlarında şifreler gibi olduğunu kırılmayı beklediklerini anlamanın onun için kriptolardan farksız olduğunu öne sürer. Christopher Morcom’un da içlerinde bulunduğu birkaç öğrenci hariç. Christopher Morcom ile yakın arkadaşlığı zamanla aşk ilişkisine dönüştü. Bu dönemin zihniyeti için LGBT kabul dahi edilemez bir şeydi. Morcom çocukken yeteri sayıda inek sütü içemediği için Tüberküloz hastalığından ölmüştür. Morcom’un ölümü Turing’in fikir hayatında ve dinsel sorgulamalarında yıkımlar ve değişimlere yol açmıştır. Turing Ateizmi benimsemiştir. “İnsan beyninin çalışması da dâhil, tüm dünya fenomenlerinin materiyalistik olduğu inancını benimsedi.” Belki de Pozitivistik görüşleri ilk kez burada bilinç dışı olarak belirginleşti. Psikolojide bir davranışın var olması için önce bir duygunun ve sonra bir düşüncenin şekillenmesi ve son aşamada davranış olarak aktarılmış olması gerekir. Yani özetle Marcom ölerek Turing’e farklı düşünceler ve sorgulamaların kapısını aralamış oldu. Alan Turing her sabah düzenli olarak koşardı. Bu koşuları sırasında hep düşünürdü. Bu şekilde sistematik olarak düşünüyor ve sorguluyordu. Bu gelecekte onun felsefeye ilgisini kanıtlayan şeylerden biri olacaktı. Turing lisedeyken okul müdürü ailesine okuldaki bazı derslerde olağandışı bir başarısı olan ve bazı derslerde anlama güçlüğü çeken Turing için şöyle yazmıştı: “Umarım iki okul arasında bilgisiz kalmaz. Eğer özel okulda kalacaksa özel okulun özel eğitimini almayı kabul etmeli; eğer sadece kendini bilime adamış bir bilim adamı olacaksa, vaktini bu özel okulda boşuna harcıyor.”şeklinde bir mektup yazmıştı.

Latince ve klasik eski Yunanca’ da başarısız olması ile birinci tercihi olan Cambridge Trinity Koleji’nde burs kazanmasına engel oldu. Turing bir sonraki tercihi olan Cambridge Kings Kolej’e gitti. Burada üç yıl kadar(1931 – 1934)  öğrenim gördü. “Merkezi Limit Teoremi” başlıklı tezi sayesinde üniversiteye üye seçildi. Bu teorem:

“Büyük bir sayıda olan bağımsız ve aynı dağılım gösteren rassal değişkenlerin (eğer sonlu varyans değerleri bulunuyorsa) aritmetik ortalamasının, yaklaşık olarak normal dağılım (yani Gauss dağılımı) göstereceğini ifade eden bir teoremdir.”

28 Mayıs 1936 tarihinde sunumunu yapacağı “Hesaplanabilir Sayılar: Karar Verme Probleminin bir Uygulaması” başlığını taşıyan makalesinde Kurt Gödel’e ait bir çalışmanın da daha önceden sunduğu verilerin üzerine koymak suretiyle ilk kez bugün Turing Makinaları diye adlandırdığımız kavramı ilk kez ortaya atmıştır. Bir algoritma ile ifade etmek mümkün ise düşünülmesi mümkün olan her türlü matematiksel problemin çözülebileceği fikrini ortaya attı. Princeton Üniversitesi’nde matematikçi ve mantıkçı Alonzo Church’ın yanında iki yıla yakın bir süreçte bulunma fırsatı yakaladı. Daha sonra Cambridge’e dönerek Analitik Felsefe üzerine çalışmalar yapan Ludwig Wittgenstein’dan dersler almış ve onunla matematik üzerine tartışmalar yapmıştır.Turing Kriptanaliz ile de yakından ilgilenmiştir ve Princeton günlerinden beri üzerinden çalışmalar yapmaktadır. Ayrıca Turing’e göre bir genel makine gelecekte her şeyi yapacaktır. (İlk Bilgisayar tasviri) Makineler bu kadar işlevi yapabiliyorsa hisleri ve duyguları olmalıdır. Turing bununla yetinmeyip bir test hazırlar: “Turing Testi”. Turing Testine göre eşit sayıda makina ve insan 10 tane jürinin göremeyeceği bir yere oturur ve belli işlevler yapması istenir(Modern tasvirlerle tamamen ekranlar üzerinden iletişime geçilir.) ve sonuçlar Jüri üyelerine sunulur insan ile bilgisayar arasındaki farkı salt çoğunluğu(6 sayısını) bilgisayarın insan olduğu yanılsamasını kabul ederse Turing testi başarılı olmuş olur. Yani bir insanın yerini bir bilgisayar almış olur. Şimdiye dek bu testte dört sayısının üzerine çıkabilen olmamıştır. Turing İkinci Dünya Savaşı’nda Enigma’yı kıran ekibin bir parçası olarak yer almış hatta takımın başına geçerek teorik olarak ilk yapay zekayı tasarlamıştır. Yeterli zamanda Enigma’yı kıramayan Turing kendisine tanınan otuz günlük ek zamanın yirmi yedinci gününde sadece farklı olan koordinatları değiştirmek koşuluyla Enigma’nın şifresini kırmıştır. Bu dönemde Turing eşcinsel olmasına karşın dönemin asistanı Joan Clarke için oluşan ailevi çalışma zorlukları ve baskıları sebebi ile eşi Joan Clarke ile daha rahat bilimsel çalışmalar yapabilmek adına evlenmiştir. Enigma filminde anlatıldığı ve bazı kaynaklarda sahih olmamakla birlikte anlatıldığı kadarıyla gerçekten aşık olmuştur.

Turing savaş tarihçilerine göre 14 milyon insanın hayatını kurtarmış. Savaşınsa iki yıl daha daha erken bitmesine sebep olmuştur.  Turing’in Bombe’si bazı çevrelerce ilk modern bilgisayar sayılsa da Transistörleri olmadığı için bazı çevreler bu fikri katti surette reddeder. Bir gerçek şudur ki Modern bilgisayarın atasıdır. Bütün bunlara rağmen Eşcinsel kimliği yüzünden hadım iğnelerine ya da hapse mahkum edilmekle karşı karşıya kalmıştır. O yıllarda İngiltere’de eşcinsellerle ilişkiye girmenin cezası buydu. Turing Bombe’nin elinden alınabileceği ihtimaline karşın Östrojen iğneleri olmayı kabul etmiştir. Bu tedavi bittikten kısa bir süre sonra ölmüştür. Ölümü ile ilgili iki iddia vardır şöyle ki:

Birincisi: Siyanürlü elma yiyerek intihar ettiği annesinin onun intihar ederek öldüğüne inanmamasını istediği için bu yolu seçtiğidir. Annesinin Turing’e düşkünlüğü düşünüldüğünde pek çok çevrenin mantıklı bulduğu bir yaklaşım olduğu savunulmuştur.

İkincisi: Eşcinsel kimliğinden dolayı SSCB ajanı olabilmesi ihtimaline ve çok fazla devlet verisi bildiğini göze alacak olursak bir cinayettir.

Turing’in ısırdığı elmada siyanür olup olmadığı hiçbir zaman adli tıp tarafından araştırılmasa da polis raporlarına bu şekilde geçmiştir. Steven Paul Jobs’ın Apple’ın Lgbt’nin beş rengine sahip ısırılmış elma fikrine sahip olan 1970’lerden 1998 yıllına kadar kullandığı logonun Turing’ten esinlenildiği söylenir.  Bir kahraman olarak anılması ise 50 sene kadar sonra olmuştur. Bilişim dünyasının en prestijli ödülleri adına verilir. Hakkında birçok film, belgesel çekilmiş pek çokta kitap yazılmıştır.

Zeynep Küçük

Hi, I’m Zeynep I am studying in computer engineering in Samsun. I love to share and write about anything that interests me in tech, so welcome on my blog. I’d be really glad to get in touch with you! Don’t forget you can always contact me by email for any inquiries.Follow me on social media.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.